Yerel Haberci
Yerel Haberci
Hava Durumu
Arşiv
Gazete Manşetleri
RSS Beslemeleri
Linkler
// echo $giris_bas;
AnaSayfam Yap
Sık Kullanlanlara Ekle
Bize Ulaşın
Ana Sayfa
Foto Galeri
Video Galeri
Linkler

NAİME BEKEN

Bir kadın bir hayat

Toplam Görüntülenme: 493
Facebook'ta paylaş NAİME BEKEN Kimdir ?

     Bugün sizlere yakınen tanıdığım bir kadının yaşam öyküsünden bahsetmek istiyorum.

     Hikayemizin kahramanı  Elif 17 yaşında olmasına rağmen genç kız olduğunu fark etmeden büyümekte olan mutlu bir çocuktur. İki ağabeyi ile birlikte büyüdüğü için onlar gibi giyinir sokakta top peşinde bütün gün bisiklete biner akşam eve yara bere içinde dönerdi. Okulunda oldukça başarılı, ev işlerinde hamarat, ateş topu gibi ailesinin göz bebeğiydi. Bir gün abilerinin çadır kampına gideceğini öğrenince "ben de geleceğim" diye tutturdu. Annesinin itirazına rağmen babasının ve abilerin onayıyla sabah erkenden yola koyuldular. 10 günlük kamp süresince Elif ömrünce unutamayacağı günler geçirdi. Kampta bütün gün denize giriyorlar akşamları  ateşin etrafında şarkılar söylüyorlardı. Son akşam Elif, kamptaki ablaları gibi giyinip, süslendi. At kuyruğu yaptığı saçlarını saldı, mavi fırfırlı elbisesini giydi, çok farklı görünüyordu. Oradaki gençlerden biriyle dans ederlerken kulağına fısıldananları önce duyamadı. Sonra da duyduklarına inanamadı. "Çok güzelsin Elif, sana aşık oldum, benimle evlenir misin?" Bizim kız o güne kadar hiç hissetmediği duygular yaşamakta olduğundan cevap bile veremedi.

     Sabah olunca da kamp bittiği için herkes evlerine döndü.

     Fakat Elif döndükten sonra artık o eski Elif değildir. Sokakta geçirdiği vakitleri azalmış daha çok evde müzik dinler, roman okur olmuştur. En samimi arkadaşı Serap bile bu duruma bir anlam veremez..

Bol yıldızlı bir akşam, mahallenin gençleri voleybol oynamak için toplanırlar. Takımda bir kişi eksik olunca Serap'ın ısrarıyla Elif de oyuna katılmak zorunda kalır. Oyun sırasında karşı takımdan bir genç dikkatini çeker. Çünkü O sürekli konuşuyor, herkesi güldürüyor, top her eline geçtiğinde de dışarı kaçırıyordur. Elif 

     - Kim bu çocuk? diye sorar. - Komşumuz Sevdiye Hanım Teyze'nin torunu Yasin, liseyi bitirmiş, babaannesiyle birlikte yaşamak için mahallemize gelmiş, der. O akşam Elif ve Yasin tanışır, zamanla da kanka olurlar. Bizim kız eski neşesine kavuşmuş alımlı bir genç kız olmuştur. Yıllar geçer komşular, akrabalar

     - Ne zaman evleneceksin sorusuyla Elif'i sıkıştırmaya başlarlar. Serap çoktan evlenmiş çocuğu bile olmuştur. Bu arada Yasin askerden gelip iyi bir işe girmiştir. Elif de mesleğinde yükselmek için çeşitli kurslara devam eder. Bir akşam İngilizce Kursunu ekip Yasin'le Karşıyaka'ya gezmeye giderler. Vapurda eski günlerdeki gibi bir söyleyip on gülerler. Dolunayın ışığı geceyi pırıl pırıl aydınlatmaktadır. Bir an sessizlik olur. Tam o anda denizde iki yunus balığı görürler. Adeta vapurla yarışarak şov yapan yunusların cıvıltıları bile duyulur. Yasin Elif'e dönerek - Ben artık bir an'ımı bile sensiz geçirmek istemiyorum, benimle evlenir misin? der. Evet demesiyle evlenmeleri ve kızını kucağına alması üzerinden 11 yıl göz açıp kaparcasına geçer. O gece Yasin yine mesaiye kalacaktır! Geç geleceğini söylemek için cep telefonundan evi arar. Son zamanlarda hep geç geldiğinden Elif pek umursamaz, kızı uyuduktan sonra o da yatar. Gece yarısı ev telefonu çalınca telaşlanır. Arayan Yasin'dir. Tuş kilidi açılınca son aradığı ev telefonu olduğundan otomatik olarak arıyordur. Elif ALO sesini duyuramasa da duymaması gereken herşeyi o on dakikada duymuştur. Hemen kapıyı kilitler. Fakat olanları farkına varan Yasin suçüstü yakalanmanın öfkesiyle evinin kapısını kırar ve dönülmez yolun başlangıcı işte o uzun gecedir. Hastane, karakol derken nihayet sabah olur. Elif'in dünyası başına yıkılmış hayat onu beklemediği yerden sınav yapmıştır. Karakoldaki tutanak yok olmuş, hastane raporu da işe yaramadığı için çiftimiz boşanamaz. Aile büyüklerinin de araya girmesiyle aylar geçer, başka bir eve taşınarak hayatlarında yeni bir sayfa açmaya karar verirler ve hemen ardından nurtopu gibi bir oğlan dünyaya gelir. Keşke hikayemiz ömür boyu mutlu oldular diyerek bitseydi. Maalesef oğlan yaşına girmeden tekrar aldatma, tekrar şiddet..

     Fakat bu kez Elif akıllanmış Adli Tıp raporu ile mahkemeden aldığı 6 ay evden uzaklaştırma kararıyla boşanabilmiştir.

Sormak istiyorum dostlar;

1 - İki gencin yuva kurması için birbiriyle yarışanlar neden boşanmaya karar verenler için hiç destek olmazlar?

2 - Bir zamanlar en iyi dostum, sırdaşım, öbür yarımsın diyenler neden "ben artık yokum senden gidiyorum" diyemezler?

Size bu satırları, Fuar Evlendirme Dairesi'nin önündeki banktan yazıyorum. Bugün Elif'in nikahı oldu. Evet yanlış okumadınız. Yaşadıklarından hiçbir zaman şikayetçi olmayan arkadaşım kendisine bir şans daha verip kalbinin sesini dinledi. Pazar sabahı da eşiyle birlikte Almanya'ya uçuyorlar..

Boşandıktan sonra Elif'ciğim iki işte çalışarak çocuklarını okutup meslek sahibi yaptı. Kızını evlendirdi. Doğduğu günden itibaren baktığı torunu "Bade" artık ilkokula başladı. Uzaktan Eğitimin zorluklarına rağmen sınıfında okuma-yazmayı ilk öğrenen çok başarılı bir öğrenci oldu.

Öğrenci demişken bu hayatta hepimiz ömür boyu öğrenciyiz aslında.. Önceleri ailemizden öğreniriz, sonra öğretmenlerimizden, en çok da kendimizden.

Eskiden ebeveynler evlenecek kızlarına gelinlikle gidiyorsun ancak kefenle çıkarsın kocanın evinden derlermiş.

Oysaki gerektiğinde vazgeçmek de sevdaya dahil değil midir?

Hayat, kendini değersiz hissettiren insanların yanında vakit geçirmek için fazla kısa...

Hayat çok kısa derken belki de bizler "gerçekten yaşamaya" geç başlıyoruz.

Aşka bir anlam yüklemeden önce kendimizi tanımalı ve kendimizi sevmeliyiz. Bence "aşık" kendi söküğünü dikemeyen terzi misalidir..

Önce kendi ihtiyacına göre kostüm diker. Mesela çocukken bir bayram sabahı babasında gördüğü ya da görmediği veyahut görmek istediği bir davranıştan yola çıkarak kafasında bir elbise diker. Sonra da bu elbiseyi karşısına çıkan modele giydirir. Oysaki mankene ait olmayan bu kıyafet; paçası uysa beli oturmaz, omuzu denk düşse kolu sarkar, haliyle kimsenin üzerine tam oturmaz. Manken şaşkın, terzi ise mankene değil de elbiseye odaklandığı için bir türlü mutlu olamaz. Oysaki mutluluk, bizi zorlayan kadere karşı kazanılan zaferlerin en büyüğüdür...

Önceki Yazıları

NAİME BEKEN

Yerel Haberci

Bir kadın bir hayat

18/09/2021

NAİME BEKEN

Yerel Haberci

Aylardan TEMMUZ ise bambAŞKa

25/07/2021

NAİME BEKEN

Yerel Haberci

Sokağın Çocukları…

25/07/2021

NAİME BEKEN

Yerel Haberci

"Güneş umuttan doğar!"

07/06/2021

NAİME BEKEN

Yerel Haberci

İLK MİLLİ BAYRAMIMIZ 100 YAŞINDA

22/04/2021

NAİME BEKEN

Yerel Haberci

İlk kadın milletvekillerimizden; SATI ÇIRPAN

17/02/2021

NAİME BEKEN

Yerel Haberci

Elveda İkibin20 MERHABA YENİ YIL

26/12/2020

NAİME BEKEN

Yerel Haberci

Cumhuriyet ve Kadın

29/11/2020

NAİME BEKEN

Yerel Haberci

UTANIYORUM

29/11/2020

Facebook'ta paylaş

NAİME BEKEN

18/09/2021 , 11:49:12
NAİME BEKEN
25/07/2021 , 12:08:03
NAİME BEKEN
25/07/2021 , 12:10:23
NAİME BEKEN
07/06/2021 , 11:42:51
NAİME BEKEN
22/04/2021 , 18:28:32
NAİME BEKEN
17/02/2021 , 11:39:54
NAİME BEKEN
26/12/2020 , 14:45:44
NAİME BEKEN
29/11/2020 , 12:13:11
NAİME BEKEN
29/11/2020 , 12:13:37
NAİME BEKEN
 
Köşe Yazarları
Köşe Yazarları
1965 yılında İzmir doğdu. İlköğrenimini İnkılap ve Eşrefpaşa Ömer Lütfü Aka...
1973 yılında Turgutlu’da doğdu. İlköğrenimini Turgutlu’da ,orta ve lise öğr...
1972 yılında İzmir de doğdu.İlk ,orta ,lise ve üniversite eğitimini İzmir d...
Editörün Seçtikleri
Gaziemir'den Tüm Dünyaya Yerel Haberler. Bizi Aşağıdaki Sosyal Medya Hesaplarından Takip Edebilirsiniz.
Bizi Takip Edin