Yerel Haberci
Hava Durumu
Arşiv
Gazete Manşetleri
RSS Beslemeleri
Linkler
AnaSayfam Yap
Sık Kullanlanlara Ekle
Bize Ulaşın
Ana Sayfa
Foto Galeri
Video Galeri
Linkler

Ahmet Seyrek

Gökten üç elma düştü…

Facebook'ta paylaş Ahmet Seyrek Kimdir ?

Bir varmış bir yokmuş  ,evvel  zaman içinde, kalbur saman içinde, develer tellal pireler berber iken, ben annemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken …

 

Seksenli   yetmişli  yıllarını çocukluk çağı olarak geçirenler bu gibi masal tekerlemelerini büyüklerinden dedelerinden, ninelerinden dinlemişlikleri olduğunu düşünüyorum.

Hatta çocuk aklımızla hep aynı masalı hep aynı kişiden dinlemek ister masalın bir yerleri eksik veya farklı olduğunda antatıcıya masalı hatırlatır, aynı şekilde anlatılmasını isterdik.

Siyah beyaz yaşantılarının olduğu o yıllarda geceleri  uykuya daldığımızda gözlerimiz     bin bir gece masallarının  renkli  rüyalarına açılırdı.    

Belki de gördüğümüz  bu güzel  rüyalar yatmadan önce  büyüklerimizin  bizlere söylediği ‘’ renkli rüyalar iyi geceler’’ temennisinin bir sihriydi.

 O zamanlar  bir yıl gibi gelirdi günler ,  akşam olmak bilmezdi.  Neler neler sığdırırdık o bir  günün içine  . Ebesiyle, sayışmasıyla ,   kovalamacısıyla , ipiyle, taşıyla , topuyla  oyunların biri biter biri başlardı.’’off  Sıkıldım , sıkılıyorum’’ ,’’ne yapayım şimdi  ben’’  gibi kelimeler  bizim çocukluk yıllarımızın lügatinde yer almazdı.  

Çoğu zaman besin kaynağımız ‘Sana’ yağlı veya  salçalı ekmekler olur. Leblebi tozu,sade gazoz,elmalı şeker ,pamuk şeker sosyal yiyeceklerimizdendi.

Top o zamanların  en zor ulaşılan    bir oyun aracı idi. Topu olan çocukların imtiyazlı hakları hukukları olurdu. . Oyunu belirleme,  takımı oluşturma hakları vardı yenilince oyunu bozma,  topu saklama gibi kaprislerine  de  göz yumulurdu. Top oynadığımız oyunların en önemli aracı olduğu için onu mahallenin yaşlılarının saldırılarından korumak hepimizin birinci ve temel vazifesiydi.

Oyun kurmak için bizlerin, şimdiki gibi  oyun ablasına,ağabeyine,yaşam  koçuna ihtiyacımız yoktu.  Oyunlarımız birileri tarafından kurgulanmaz , zaman kısıtlaması olmadan  doğaçlama kendiliğinden gelişir ,yeni yeni  oyunlar  kurmakta hiç zorlanmazdık.

Bir tel ile süreceğimiz tekerlekler, bir dal parçası ile  kılıçlar,atlar ,bir bez parçası ile bez bebekler yapar. Bir bilye ile çukur dediğimiz oyunu, bir çivi ile   çizgi oyunu,bir duvar ile saklambaç,bir kiremit taşı ile seksek   ,bir ip ile ip atlama oyunu, topaç fırıldak döndürme oyunu,köşe kapmaca oyunu ,hele bir de top olursa  istop ,yakan top,gol atan  kaleye oyunları oynanır  ; çeşit çeşit gazoz kapakları renk renk bilyeler biriktirirdik.

Birdir bir ,uzun eşek  gibi oyunları oynarken de  hiçbir oyun aracına  ihtiyacımız yoktu sadece arkadaşlarımızın olması yeterliydi. Çocukluğumuzun en şamatalı en eğlenceli oyunlarıydı.

Kağıttan yaptığımız gemilerin kaptanı olup denizlere açılır, kağıttan yaptığımız uçakların pilotu olup gökyüzünde buluttan buluta  uçardık.

Mahallemizin kızları erkekleri  ile   bir arada arkadaşça oyunlar  oynardık  . Mahallemizin ablalarının, ağabeylerinin koruyucu, gözetleyici  gözlerini hep üzerimizde hissederdik. Mahalle kültürü içinde komşularımızla, küçüklerimizle, büyüklerimizle bölünmez bir bütündük.

 

 

Yorulmazdık, acıkmazdık, üşümezdik, hastalanmazdık. Bir yerimiz incinse eli hikmetli olan çıkıkçı Adil Usta ‘ya, küçük yaralanmalarda Yılmaz Eczanesine gider; morarmalarda şişmelerde annemizin   ağızda çiğnediği i bir lokma hamur ile şifa buluverirdik.

Mahalle araları, sokaklar, boş araziler ,  bahçeler ,parklar bizim oyun alanlarımız olduğu gibi evlerimizin içini de oyun alanları olarak kullanırdık. Evlerde dut yaprakları ile  ipek böcekleri beslenir, sobanın yanlarında  civcivler  büyütülür  ,  bilmeceler sorulur,tekerlemeler söylenir,masallar anlatılır,tahtaya çivi çakarak yaparak yaptığımız futbol sahasında  parmak futbolu oynanır,solo test ile zekamızı ölçer ,parmak güreşi gücümüzü dener ,dama  oyunuyla strateji geliştirirdik. .

Tommiks , Zagor ,Kızıl Maske,Teksas gibi  kapakları renkli  içleri siyah beyaz olan  çizgi romanlar baş ucu kitaplarımızdı.Bu çizgi romanları yırtmadan kırıştırmadan  özenle okurduk çünkü hepsinin ikinci ellerinin  belli bir  piyasa değeri  vardı.

Bahar rüzgarlarının esmesiyle  uçurtma zamanı  gelir  üç çıta, uzun bir ip ,bir parça kağıt ile yapılan  renk renk, salınan uzun kuyrukları  ile  onlarca  uçurtma gök maviliğinde  yerlerini  alırdı.

Büyük uçurtma yapamayanlar, kağıttan şeytan uçurtmaları yapar mahallenin bir ucundan diğer ucuna koşar ;  rüzgarı arkalarına  alarak  uçurmaya çalışırlardı.

Şimdi ise çocuklarımız sosyalleşsin,  zihin  dünyaları  gelişsin, bedenleri  güçlensin  diye büyük paralar vererek günü ve  zamanı  kısıtlı  özel  kurslara oyun odalarına götürüyoruz. O bir saatlik kurs içinde  içinde sosyalleşsin iletişimi artsın dünyası zenginleşsin diye bekliyoruz. Bir de bunun için ev içeri yollara dökülüyoruz o kurs senin bu kurs benim diyerek… akşam olunca da yorgun argın evlere dönüp  televizyon internet başında  günlerimizi   birbirimizden bihaber geçiyoruz .

Şimdi anlıyorum ki o çağlarda dinlediğimiz masallar, oynadığımız oyunlar kurduğumuz hayaller söylediğimiz türküler şarkılar şimdiki moda deyimle bizlere terapi gibi geliyormuş.

Eee!! her şey gibi , çocukluk çağlarımızdaki  saflık ta temizlik te yenik düşüyor zamana biz büyüyoruz ve kirleniyor dünya.

 Bu köşe yazım aracılığı ile anlatmaya çalıştım eski sizi şimdiki size…

Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine..

Gökten üç elma düştü; biri bana, biri bu yazıyı okuyanlara , diğeri de bütün iyi insanlara olsun”

Önceki Yazıları

Ahmet Seyrek

Yerel Haberci

Gökten üç elma düştü…

25/11/2018

Ahmet Seyrek

Yerel Haberci

Haydi Abbas! Vakit tamam…

03/11/2018

Ahmet Seyrek

Yerel Haberci

Kat karşılığı müteahhite verdik

30/09/2018

Ahmet Seyrek

Yerel Haberci

Geçip giden zamanları bir yerlerde bulsam!

05/09/2018

Ahmet Seyrek

Yerel Haberci

Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer

16/08/2018

Facebook'ta paylaş

Ahmet Seyrek

1972 yılında İzmir de doğdu.İlk ,orta ,lise ve üniversite eğitimini İzmir de tamamladı.1994 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi’nin Eğitim Bilimleri Bölümü’nden mezun oldu .1995 Yılında Zonguldak ili Kozlu İlçesi’nde öğretmenliğe başladı. Milli Eğitim bakanlığına bağlı çeşitli okul tür ve kademelerinde bulundu.Halen İzmir’de rehber öğretmen olarak görev yapıyor.Evli ve 2 çocuk babası.
25/11/2018 , 10:19:14
Ahmet Seyrek
03/11/2018 , 09:30:44
Ahmet Seyrek
30/09/2018 , 14:04:14
Ahmet Seyrek
05/09/2018 , 18:31:44
Ahmet Seyrek
...O zamanlar tatil için uzun uzun planlar, hazırlıklar yapılmaz her şey anlık, hayat günübirlik yaşanırdı.
16/08/2018 , 13:22:46
Ahmet Seyrek
 
Köşe Yazarları
Geçtiğimiz günlerde SGDD’nin konuğu olarak Başkent Ankara’daydım. ...
Yaşamsal önemdeki gıda ürünlerinde yaşanan fiyat artışları dar ve orta gel...
Türk Ordusu 10 Eylül günü Seydiköy ve çevresinde gerçekleştirdiği harekatla...
Eşrefpaşa Hastanesi, Kurban Bayramı öncesinde vatandaşlara sağlıklı beslenm...
Köşe Yazarları
1965 yılında İzmir doğdu. İlköğrenimini İnkılap ve Eşrefpaşa Ömer Lütfü Aka...
1961 Yılında İzmir'de (Seydiköy) doğdu.İlköğrenimini Yahya Kemal Beyatlı ve...
1972 yılında İzmir de doğdu.İlk ,orta ,lise ve üniversite eğitimini İzmir d...
1984 yılında İzmir Gaziemir’de doğdu. İlkokulu Yahya Kemal Beyatlı İlkokul...
Editörün Seçtikleri
Geçtiğimiz günlerde SGDD’nin konuğu olarak Başkent Ankara’daydım. ...
Yaşamsal önemdeki gıda ürünlerinde yaşanan fiyat artışları dar ve orta gel...
Türk Ordusu 10 Eylül günü Seydiköy ve çevresinde gerçekleştirdiği harekatla...
Eşrefpaşa Hastanesi, Kurban Bayramı öncesinde vatandaşlara sağlıklı beslenm...
Gaziemir'den Tüm Dünyaya Yerel Haberler. Bizi Aşağıdaki Sosyal Medya Hesaplarından Takip Edebilirsiniz.
Bizi Takip Edin