BİR ZAMANLAR İZMİR VE FUTBOL
Yerel Haberci
Hava Durumu
Arşiv
Gazete Manşetleri
RSS Beslemeleri
Linkler
AnaSayfam Yap
Sık Kullanlanlara Ekle
Bize Ulaşın
Ana Sayfa
Foto Galeri
Video Galeri
Linkler

BİR ZAMANLAR İZMİR VE FUTBOL

Facebook'ta paylaş
İzmirli biri olarak kendi gözlemlerim ışığında İzmir'i ve Türk futbolunu anlatmaya çalışacağım.
26/03/2018 , 12:11:10

İzmirli biri olarak kendi gözlemlerim ışığında İzmir'i ve Türk futbolunu anlatmaya çalışacağım.

 

Anlatımıma doğup büyüdüğüm ve gençliğimin geçtiği Alsancak'ın 1960 yılları ile başlamak doğru olacaktır.

 

İlkokula Alsancak Stadı'nın kapalı tribünlerinin arkasındaki Alsancak İlkokulu'nda başladım.

 

Dışı serpme sıvalı, içerisi ahşap doğrama ağırlıklı bir okuldu.

 

Alsancak ilkokulunun iki hademesi vardı. Hatice anne öğretmenlere hizmet eder yemeklerini yapardı. Kemal Amca'da okulun genel temizliği ile ilgilenirdi.

 

Kemal Amca'nın bir görevi de elindeki çanla dersin başladığını haber vermesiydi.

 

Aynı Hababam Sınıfı'ndaki Hafize Ana gibi, elindeki çanı sallaya, sallaya bir an önce derse girmemizi isterdi. Bizler ise pek oralı olmadan onu da fazla kızdırmadan sınıfımıza girerdik.

 

Sınıflarımızda Türk öğrencilerin yanı sıra Rum,Ermeni,Musevi öğrencilerde eğitim görürdü. Gayrimüslim öğrenciler din dersi başladığında sınıfı bize tek eder, ders bittikten sonra yeniden derslere girerlerdi.

 

Teneffüslerde okul bahçesinden çıkar, okulla stadyumu birbirine bağlayan açık demir kapıdan Alsancak Stadyumu'na girerdik.Tribünlere oturur, idman yapan futbolcuları izlerdik.

 

Sonraları öğrendim ki o gün idmanlarını izlediğimiz Altay, Göztepe, Altınordu, İzmirspor ve Karşıyakalı futbolculardı! Hatta İzmir deplasmanına gelen İstanbul'un meşhur Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş takımları da hazırlıklarını bu sahada sürdürürlerdi.

Alsancak stadının siyaha çalan, maç günleri hortumla sulanan toprak bir zemini vardı. Maç zamanı ortalık bir başka alemdi!

 

Okul ve stadyum'un hemen arkasında

geniş tarlalar da sebze ağırlıklı meyve bahçeleri vardı. Mevsimin de sebze, meyve ihtiyaçlarımızı buradan elde ederdik.

 

Alsancak ve çevresi İzmir'in ekonomisine yön veren binlerce işçi ve memur'un çalıştığı fabrika ve işletmelere sahipti. Tekel, Sümerbank, Tariş, Toprak Mahsulleri Ofisi ,Liman İşletmeleri gibi Kamu işletmelerinin yanı sıra Özel işletmelerde vardı. Gomel Yağ, Şark Sanayi, Karaoğlu, Madeni Eşya, Enver Bakioğlu Üzüm işletmeleri gibi bölgede üretim yapan fabrikalar İzmir için olduğu kadar, Türk Ekonomisi açısından çok değerliydi.

 

Birde tarihi tren garımız vardı: Alsancak Tren Garı!

 

Alsancak tren istasyonu aynı zamanda İzmir'in çevre yerleşim alanlarından gelen Banliyölerin de son durağıydı.

 

Buca'dan gelen , eski adıyla Seydiköy bugünkü adıyla Gaziemir'den gelen Trenler işçileri fabrikalara taşırdı.

 

Garın hemen karşısında postanemiz, yakınında iş ve işçi bulma kurumu bulunmaktaydı. Almanya'da çalışmak isteyenler gelir, burada kayıt yaptırırlardı.

 

St. John Kilisesi’nin önünden giden Mahmut Esad Bozkurt Caddesi sizi Kıbrıs Şehitleri Caddesi’ne ulaştırır. Kıbrıs Şehitleri üzerinde Altay'ın unutulmaz başkanlarından Mahzar Zorlu’nun apartmanı vardı. Zorlu’nun da oturduğu bu apartman Alsancak'ın en gözde binalarındandı. Amerikalı ve Avrupalı Nato askerleri bu binada ikamet ederlerdi.

 

Alsancak'ın en gözde esnaflarının arasında  Atlantik Şarküteri yer almaktaydı. Tütün ve alkollü içecekler dışında tüm gıda maddeleri satılmaktaydı.

 

O tarihlerde İzmir'in şehir içi ulaşımında kullanmaya başladığı troleybüslerimiz vardı.

 

Halk arasında “Boynuzlu” diye lakap takılan Troleybüsler elektrikle çalışırdı.

Otobüsün arka tarafında bulunan uzun iki direk güzergah boyunca döşeli tellere temas ederek Troleybüse enerji sağlardı.

Elektrikler kesildiğinde de koca otobüs yol ortasında kalırdı.

 

Bazen de otobüs virajları hızla dönerken direkler tellerden savrulur çıkardı.

 

Biletçi oflaya puflaya onları yerine takar, sonrasında şoföre ”Anamı ağlattın bu gün bu kaçıncı yahu” diyerek söylenir, Şoför de sinsi, sinsi gülerdi.

 

Yağmurlu havalarda ise bu ikilinin halleri adeta durum komedisi yapar gibiydi.

 

Troleybüs! Muavin! Bu kelimeler şimdiki gençlere yabancı gelebilir. Troleybüsten az önce bahsettik. Muavin bir başka adıyla Biletçi Troleybüslerin ve otobüslerin ayrılmaz ikilisiydi. Şoför yoluna bakarken, biletçide yolcuların takibini yapar, aynı zamanda yolcuların biletlerini de keserdi.

Eskiden belediye otobüslerine arkadan binilir, önden inilirdi. Biletçinin arka kapının hemen yanında özel yeri vardı. Burada oturarak yolculara bilet keserdi. Bazen de şoför önden kapıyı açar yeni binen yolcuların yanına gidip biletini keserdi aynı anda yolcuları uyarır “Beyler öne doğru ilerleyelim “ derdi.

 

Alsancak'tan şimdiki adı Fahrettin Altay olan Kennedy Meydanı'na Konak'tan Karşıyaka'ya giden belediye otobüsleri

 vardı.Birde bu güzergahlar arasında çalışan taksi, dolmuşlarımız vardı. Mezarlıkbaşı - Eşrefpaşa,Alsancak - Konak, Konak – Tepecik arasında çalışan Amerikan otomobilleri vardı.

 

Bunun yanında toplu ulaşımda Deniz Ticaret Bakanlığına bağlı Konak – Karşıyaka arası şehir hatları vapurları çalışırdı.

 

60'lı yıllarda ayrıca Konak  - İnciraltı arası vapur seferleri de yapılırdı. Bugünkü Fahrettin Altay iskelesinin biraz ilerisinde İnciraltı vapur iskelesi bulunurdu. O tarihlerde İnciraltı vapur iskelesi civarında balıkçı barınakları ve nezih balık lokantaları halka hizmet ederdi.

Bu günkü İnciraltı çevresi öğrenci yurdunun yapılması sonrası yoğunlaştı.

Okul yıllarında yaz aylarında cumbalı eski iki katlı evlerin arasından yürüyerek Kordon'a çıkar, orada balık tutardık!

Ayrıca bugünkü Toprak Mahsülleri silolarının bulunduğu alanın biraz ilerisinde Ahmet Cemal denilen yerde de balık tutar, denize girerdik.

 

Balkan Göçmeni Priştineli  bir ailenin kızı olan rahmetli annem Kadriye Hanım boğuluruz diye korkar, denize girmemizi hiç istemezdi. Biz ise arkadaşlarla masmavi denizi, kızgın güneşi gördüğümüz de, denize girme planları yapardık.

 

“Anne ben arkadaşlarımla oynamaya gidiyorum” dediğimde annem de yanımda arkadaşları görünce “göz önünden kaybolmayın, dikkat edin” derdi.

 

İzni kapar kapmaz soluğu deniz kenarın da alırdık. Saatlerce denize girer, yakıcı güneşin altında güneşlenir, paçalı donlarımızın kurumasını beklerdik.

Akşama doğru saat beş gibi eve döndüğümde annem kapıda karşılar yüzümdeki kırmızılığa bakar kızgın bir ses tonuyla “sen denizden mi geliyorsun?”derdi. “Yok anne! Ne denizi sen gitme dedin ya!” der sorusunu geçiştirmeye çalışırdım!

 

Annem ise sözlerime inanmaz “ ver bakayım kolunu” der kolumu tırnağı ile çizer, oluşan tuz çizgisinden denize girdiğimi tespit ederdi. Sonrası malum! Mekanın cennet olsun canım annem!

Bugün Ali Çetinkaya bulvarın da bulunan İzmir le özdeşleşmiş Sevinç Pastanesi, 60'lı yıllarda Kıbrıs Şehitleri Caddesi üzerindeki bir pasajın girişindeydi.

Kıbrıs Şehitleri ismini ilk olarak adını verdiği kahvenin tabelasından öğrendim! Kıbrıs Şehitleri Kahvesi Sevinç Pastanesi'nin çaprazındaydı!

 

Bu kahvenin müdavimlerinden biri de zamanın ünlü milli basketbolcularından Hüseyin Alp'ti. 2.15 boyu nedeniyle Hüseyin Alp'in yanın da oturanlar cüce gibi kalırdı! O'nu uzaktan izler 50 numara olduğuna kani olduğumuz ayakkabılarına ilgiyle bakar incelerdik.

 

Kıbrıs Şehitleri Kahvesi'nin diğer bir özelliği de hafta sonu hesaplar görüldükten sonra kahve sahibinin esnaf müşterilerine ocaktan çay ikram etmesiydi. “Çaylar ocaktan!” ifadesi esnafın o çayların parasını ödemeyeceği anlamına gelmekteydi!

 

İzmir ve Alsancak izlenimlerimizi sonraki yazılarımızda aktarmaya devam edeceğiz.

Şimdilik sağlıcakla kalın!

16/08/2018 , 13:22:00
Varol Zenginobuz
16/08/2018 , 10:18:13
ÇEVRE
Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Koordinatörlüğü’nde; aralarında üniversiteler, oda, borsa, ajans, birlik ve STK’ların da bulunduğu İzmir’in ekonomik unsurlarını oluşturan kurumlar, hazırladıkları ortak bir bildiri ile döviz kurları üzerinden yapılan algı operasyonlarına tepki gösterirdi. Bildiride Türkiye’nin bir güç ekseni olmasının engellenemeyeceği vurgulanırken; DEÜ Rektörü Prof. Dr. Nükhet Hotar, Türkiye’nin faiz çetelerine ve FETÖ elebaşını koruyanlara asla izin vermeyeceğini belirtti.
14/08/2018 , 21:53:35
EKONOMİ
Türk Kızılayı İzmir Şube Başkanı Kerem Fahri Baykalmış, Gaziemir Belediye Başkanı Halil İbrahim Şenol’u makamında ziyaret etti. Kurban Bayramı öncesi vatandaşlara çağrıda bulunan Baykalmış, Başkan Şenol’dan kampanyaya destek olmasını istedi.
14/08/2018 , 10:31:06
GAZİEMİR
Sinek tuzağa takıldı, 82 bin zeytin ağacı kurtuldu
13/08/2018 , 11:20:44
EKONOMİ
12/08/2018 , 12:34:55
SPOR
 
Köşe Yazarları
Köşe Yazarları
1965 yılında İzmir doğdu. İlköğrenimini İnkılap ve Eşrefpaşa Ömer Lütfü Aka...
1961 Yılında İzmir'de (Seydiköy) doğdu.İlköğrenimini Yahya Kemal Beyatlı ve...
14.11.1973 tarihinde İzmir'de doğdu. İlk, Orta ve Lise eğitimimi İzmir'...
Editörün Seçtikleri
Gaziemir'den Tüm Dünyaya Yerel Haberler. Bizi Aşağıdaki Sosyal Medya Hesaplarından Takip Edebilirsiniz.
Bizi Takip Edin