Bak sen şu çocuklara!
Yerel Haberci
Hava Durumu
Arşiv
Gazete Manşetleri
RSS Beslemeleri
Linkler
// echo $giris_bas;
AnaSayfam Yap
Sık Kullanlanlara Ekle
Bize Ulaşın
Ana Sayfa
Foto Galeri
Video Galeri
Linkler

Bak sen şu çocuklara!

Facebook'ta paylaş
23/04/2021 , 13:04:15

     23 Nisan 1920 tarihi Türk Milleti için elbette çok önemli bir tarih.

     Nasıl olmasın ki?

     Birinci Dünya Savaşı’nın hemen ardından daha Çanakkale Zaferi’nin üzerinden çok değil 5 yıl geçmeden, silahları, bataryaları yüz binlerce askeri ile ne denizden nede karadan Çanakkale Boğazı’nı geçemeyen İngiliz, Fransız, İtalyan savaş gemileri tek bir mermi atmaksızın İstanbul Boğazı’nı teslim almışlardı. Çok geçmeden tüm İstanbul’u işgal etmişler ve Osmanlı Saltanatı’nı teslim almışlardı. İstanbul’un yönetimini teslim alan İşgal Kuvvetleri çok geçmeden saraydaki işbirlikçileriyle Osmanlı Devleti’nin de yönetimini fiili olarak devralmışlardı. 19 Mayıs’ta Samsun’a çıkan Çanakkale’nin Anafartalar Kahramanı Mustafa Kemal ve arkadaşları, fiilen ortadan kaldırılan Osmanlı Devleti’yle birlikte Türk Milleti’nin de yok edilme sürecini tersine çevirdiler. Önce Amasya Bildirisi ve ardından gerçekleşen Erzurum ve Sivas Kongreleri ve alınan kararlar Türk Milleti’nin artık kendi kaderini, yine kendinin belirleyeceğini çok net ortaya koyuyordu. Nihayetinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılması ve Milli Kurtuluş Mücadelesi’ni başlatması 29 Ekim 1923’te Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması sürecini ‘23 Nisan 1920’ tarihi ile mümkün olabilmiştir.

 

     23 Nisanlar, ulusal egemenlik açısından öneminin yanı sıra dünyada çocuklara armağan edilmiş ilk Çocuk Bayramı olması açısından da ayrı bir öneme sahiptir.

 

     Mustafa Kemal Atatürk sağlığında, Çanakkale’den, Milli Kurtuluş Mücadele dönemi boyunca savaşın en acımasız travmasını yaşayan çocukların artık Cumhuriyet Rejimi ile birlikte mutlu olmasını istiyordu. Savaşta annesini, babasını kaybeden yetim kalan çocuklara sahip çıkmak için her türlü çabanın içinde yine Atatürk vardır. Çocuklar ve yaşlıları koruma altına almak isteyen Büyük Önderin şu sözü yeni rejimin sosyal devlet anlayışının bir yansımasıdır: Cumhuriyet Kimsesizlerin, Kimsesidir!

 

     Çocuk Bayramı ve sonrasında 23 Nisanlarda gördüğümüz sembolikte olsa herkesin hoşuna giden görev devirleri süreçlerinde ayrı bir hikayesi olduğunu belirtelim. Bu yazının ana konusunu da işte bu ilginç anekdotlar oluşturmaktadır.

 

     1925 yılında Himaye-i Etfal Cemiyeti (sonrasında adı Çocuk Esirgeme Kurumu’na dönüşecektir) 23 Nisanı aynı zamanda Himaye-i Etfal Günü yani Çocuk Günü ilan eder. 1927 yılına gelindiğinde ise Himaye-i Etfal Cemiyeti 23 Nisan’ı aynı zamanda Çocuk Bayramı ilan eder. Çocuk Bayramı her kesim tarafından çok kısa sürede benimsenmesi üzerine 1929 yılından itibaren kutlamalar 1 haftaya yayılarak Çocuk Haftası’na dönüştürülür. Himaye-i Etfal Cemiyeti bir hafta sürecek etkinlikler için yetersiz kalacağından Türk Ocakları’ da Çocuk Haftası etkinlikleri için görevlendirilir. Amaç çocukların bir hafta boyunca eğleneceği bir kutlama haftası düzenlemekti. Yurt çapında teşkilatlanması bulunan Türk Ocakları büyük bir sorumlulukla hareket ediyordu. Doğal olarak İstanbul, Ankara ve İzmir’deki kutlamalar ile Anadolu’nun diğer illerindeki kutlamalar da farklılıklar gösterebiliyordu.

 

     İstanbul’daki kutlama programı dahilinde, çocuklar için yarışmalar, konserler ve spor gösterileri gerçekleştirildi. Tramvay, vapur ve tiyatroların ücretsiz olduğu bayramda sinemalarda da çocuklar için ücretsiz seanslar düzenlemişti. Hafta boyunca farklı semtlerde kurulan bayram yerlerinde atlıkarınca ve salıncaklarda eğlenen çocuklar kukla, hokkabaz ve Karagöz gösterilerini izledi. Yoksul çocuklara oyuncaklar ve masal kitapları dağıtılmıştı. Trenle ya da kendilerine tahsis edilen otobüslerle yaşadıkları yerin uzağındaki semtlere götürülen çocukların şehri daha yakından tanımaları sağlanıyordu. Çocuk Haftası’nda bir de ilk kez bir Çocuk Balosu’ da düzenlenmişti.

 

     1929 yılı çocukların makam koltuğuna oturması ve görevi devralması geleneğinin ilk başladığı bir 23 Nisan’dı. İstanbul Türk Ocağı yönetimini bir hafta boyunca çocukların oluşturduğu bir heyet aldı. Arkadaşlarından Burhanettin’i başkan, Sevim adlı bir kız öğrenciyi de genel sekreter tayin eden çocuklar hafta boyunca valiyi, belediye başkanını ve şehirdeki diğer kurum amirlerini ziyaret ettiler, semtlerdeki Çocuk Haftası kutlamalarına icabet ettiler. Şehirdeki ilkokullardan gelen öğrencilerle birlikte bir de kongre toplayan çocuklar Çocuk Balosu’nun organizasyonunda da söz sahibi idiler. Çocuk Haftası bitmeden Cumhurbaşkanına, TBMM Meclis Bakanına, Başbakana iletilmek üzere tüm çocuklar adına kaleme aldıkları ve çocukların isteklerini içeren mektubu kaleme aldılar. Bu arada görevi devredecek çocuklar gazetelere verdikleri demeçlerle Çocuk Haftası kutlamaları ile ilgili duygularını da dile getirirler: Bizlere duyulan güvene çok teşekkür ediyoruz. Gelecekte görev yapacağımız makamları şimdiden görmek bizleri çok mutlu ediyor.

 

     1930 yılı kutlamalarında ise makam devri genişletilmişti. Artık çocuklar Valilik Makamını ve Belediye Başkanlığı Makamını da devralacaklardır.

 

     Çocukların önemli makamlara geçmesi beraberinde de ilginç olayların yaşanmasına yol açar.

 

     İstanbul Valisi’nden görevi devralan Beyoğlu İlkokulu’nun 5.sınıf öğrencisi Nejat adındaki öğrenci, postanede tatil günü nedeniyle para havalesini yapamayan vatandaşın şikayetini haklı görür ve yanındakileri epey bir fırçalar!     

     Belediye başkanlığı koltuğuna oturan öğrenci ise epeydir gündemde olan (hala günümüzde de gündemde olması bilmem ne demeli!) Taksim Meydanı’nı derhal düzenleyeceğini ilan ediyordu. İl Milli Eğitim Müdürü olan öğrenci ise okul süresinin uzunluğundan yakınarak tatil süresinin altı aya çıkarılmasını savunmaktaydı. (Bu öğrenci eğer yaşıyorsa 80’ine merdiven dayamış varsa torunlarının koronavirüs sayesinde bu isteğin uzun yıllar sonra gerçekleştiğini görerek tebessüm ediyordur!)

     İl Emniyet Müdürlüğü’ne oturan öğrenci İsmail Hakkı ise, polis olan babasını Taksim Polis Mekezi’ne tayin eder. Kendisi ile birlikte valilik makamında oturan öğrenci valide bu atamayı onaylar!

 

     Geliri ihtiyaç sahibi çocuklara harcanmak üzere Himaye-i Etfal Cemiyeti’ne kalacak Çocuk Balosu’na katılmak üzere gelen İstanbul Türk Ocağı ‘nı devralan başkan ve heyeti davetiyeleri olmadığı için salona alınmaz. Temsil görevi oldukları için baloya davetiyesiz girmek isteyen heyet bu olmaz ise istifa edeceklerini söylerler. Bu rest karşısında geri adım atılır ve çocukların heyeti baloya davetiyesiz girerler. Bu durumu ise ertesi günü gazetelere şöyle açıklarlar; “Güya idareyi çocuklara vereceklerdi ama her işimize karışıyorlar. Bir haftalık idare heyeti olarak makamlara atanan çocukların Türk Ocağı’ndaki baloya bedava girmelerini kararlaştırmıştık ama bizden de para istediler. Sözümüz dinlenmezse hemen istifa edeceğimizi söyledik ve sözümüzü kabul ettirdik. Zaten büyüklerin yaptığı balo da bir şeye benzemedi. İşi bize bıraksalardı baloyu Tokatlıyan’da yahut Pera Palas’ta yapacaktık, onlar Türk Ocağı’nda yaptılar.” Çocukların görev yaptığı zamanlarda meydana gelen ilginç olaylar biraz da abartılarak o günün İstanbul gazetelerin sütunlarında hayli yer bulur. 

 

    

       

     Bir nevi ‘çocuk işte’ algısına hizmet eden biraz da alaycı zamanın bazı habercileri günümüzün magazincileriyle hayli benzeşiyor değil mi?!

 

     Ancak haklarını teslim edeceğimiz bugüne dahi ışık tutan ilginç 23 Nisan makam devri ve olayları hakkında da hayli haberlerde var işte size birkaç örnek; 

 

     1931 yılında İstanbul Valisinin makam koltuğuna oturan Remzi adlı öğrencinin bir isteği öne çıkar. İlkokul öğrencisi yeni vali, Nestle Çikolata Fabrikası’ndan iki koli çikolata alınarak Darülaceze’deki yoksul çocuklara dağıtılmasını ister. Bu istek derhal yerine gelir.

     23 Nisan 1936 yılındaki yine valilik devride hayli ilginç! Yeni Nesil İlkokulu 5’nci sınıf öğrencisi Kadri vali olmak ister. Yardımcısı olarak ta arkadaşı Faruk’u tayin ederek birlikte İstanbul Valiliği’ne gelir. Ancak hafta sonu olduğundan Valilikte kimse yoktur. Orada bulunan görevli ise 23 Nisan’da makam devri yeniden başladı herhalde diyerek (1931’den sonra valilik makamının çocuklara devri uygulaması yapılmamaktadır) Öğrenciye Valilik Makamı’nı açar. Kadri makama geçer ve oturur. Makamı devralan öğrenci önünde duran birçok evrakı da inceler. Bununla da yetinmez vali olarak Darülaceze’yi ve Haseki Kadın Hastanesi’ni de ziyaret eder. Yoldan çevirdiği taksiyle ziyaretleri yapan yeni vali 19 lira tutan ödemeyi de şoföre yazdığı kağıt ile kurumdan almasını ister. Hafta sonu tatilinin sona ermesinden ertesi günü saat 11’e kadar (vali gelinceye kadar) yönetimi ele alan vali yanlarındaki hademenin maaşına da 10 lira zam yapar!

 

     1960 yıllarına gelinceye kadar 23 Nisanlarda çocukların makam devir merasimleri de unutulur.

 

     1966 yılında dönemin başbakanı Süleyman Demirel 23 Nisan nedeniyle çocuklardan oluşan bir heyeti makamında ağırlar. Çocuklardan biri “Sayın Başbakanım, eskiden 23 Nisanlarda makam koltukları çocuklara bırakıyormuş” diye söze girer! Demirel bunun üzerinde “isterseniz bende bırakayım” der ve koltuğunu kısa bir süre çocuklara devreder! Bu 23 Nisanlar tarihinde de bir ilktir. 23 Nisan 1966’da çocuklar kısa bir süre olsa da ülkenin en büyük icracı makamın koltuğuna böylelikle oturur. (Son dönemlerin en popüler tv dizilerinden Çocuklar Duymasın’daki karakter Seyyar Tayyar’ın “Deyiş o deyiş. Patladı gitti!”repliğine gönderme yapmak için daha henüz erken!)

 

     Bozuk saat bile günde iki kere doğruyu gösterir derler ya ondan olsa gerek;

     Çocukların 23 Nisanlarda Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı, Başbakan koltuklarına oturma süreci 1984 yılından itibaren gelenek hale gelmiştir. Dönemine ve o yıllardaki okul idarecilerinin de yönlendirmesinden olacak belirli makama oturtulan çocuklar gündemine göre birkaç kelam ve istekte bulunurlar. Ancak hiç biri 1930’ların çocukları gibi o makamlarda her istediğini yaptıracak derecede hareket pek edemezler.

 

     23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda yarının büyüklerine makam devirleri sembolikte olsa çok güzel bir resim ortaya koymaktadır. Bu görüntüyü her zaman çocuklarımıza yaşatmalıyız.

 

     Özellikle de engelli çocuklarımıza.

 

     Bir engelli ailesinin 23 Nisan’da en çok istediği şey “Benim çocuğumda tıpkı diğer çocuklar gibi; Belediye Başkanı olsun. Kaymakam Vali olsun”! 

     Bir kentte onlarca belediye, kaymakam ve vali var. En azından bir bölümünde engelli çocukta makam sahibi olsun. Engelli çocuğun ailesi ve yakınları da mutlu olsun!

 

 

    

 

    

       

    

Henüz Yorum Yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapmak İstermisiniz ?


Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
23/10/2021 , 12:40:49
EDA TAŞKIN
23/10/2021 , 12:32:12
NAİME BEKEN
22/10/2021 , 11:08:02
EKONOMİ
22/10/2021 , 11:05:12
SİYASET
21/10/2021 , 10:12:03
SAĞLIK
20/10/2021 , 09:26:21
GÜNDEM
 
Köşe Yazarları
Köşe Yazarları
1965 yılında İzmir doğdu. İlköğrenimini İnkılap ve Eşrefpaşa Ömer Lütfü Aka...
1973 yılında Turgutlu’da doğdu. İlköğrenimini Turgutlu’da ,orta ve lise öğr...
1972 yılında İzmir de doğdu.İlk ,orta ,lise ve üniversite eğitimini İzmir d...
Editörün Seçtikleri
Gaziemir'den Tüm Dünyaya Yerel Haberler. Bizi Aşağıdaki Sosyal Medya Hesaplarından Takip Edebilirsiniz.
Bizi Takip Edin