Sihirli Aynalar ve Nasreddin Hoca’dan kıssadan hisseler
Yerel Haberci
Hava Durumu
Arşiv
Gazete Manşetleri
RSS Beslemeleri
Linkler
// echo $giris_bas;
AnaSayfam Yap
Sık Kullanlanlara Ekle
Bize Ulaşın
Ana Sayfa
Foto Galeri
Video Galeri
Linkler

Sihirli Aynalar ve Nasreddin Hoca’dan kıssadan hisseler

Facebook'ta paylaş
11/05/2021 , 14:31:43 Hit: 89

     İnsan, sadece düşünme yetisi ile değil ’gülme ve güldürme’’ özelliği sayesinde de diğer canlılardan farklılık gösterir.

     “Gülme ve güldürme” eylemi biz insanoğluna özgü bir davranıştır, ağlamak kadar doğal bir duygumuzdur.

     İnsan, gülen ve güldürmesini bilen, jest ve mimiklere sahip bir varlıktır.

     İnsanın, ayna karşısında kendi yüzünün nasıl göründüğüne bakma merakı; İzmir Fuarı zamanı bizi Lunaparkta bulunan Sihirli aynaların gizem dolu dünyasına yolculuk yaptırırdı. Sihirli aynaların karşısında dakikalarca vakit geçirir. Aynalara yansıyan şaşırtıcı bir o kadar da komik olan suretlerimize, bedenlerimize bakakalırdık. Bir iki adım yaklaşınca büyüyor, bir iki adım uzaklaşınca kısalıyor sağa sola kayınca değişiyorduk. Adeta aynalar bizle, biz aynalarla oyun oynuyorduk.

     Bu oyunda küsmece, darılmaca, sobeleme yoktu.

     Birdenbire karşımıza çıkan komik hallerimiz bizi şaşkınlığa düşürür. Bir süre sonra şaşkınlığımız gülmeye dönüşüverirdi. Çocukluğumuzu hatırlatan Lunapark oyuncaklarından ne çarpışan otoların eğlencesi  ne de balerin kızın heyecanı  bizi  sihirli aynaların  görüntüleri kadar güldürmezdi. Aynaya yansıyan zıtlıklarımızla, tuhaflıklarımızla, kusurlarımızla alay eder, dalga geçerdik. Sihirli aynalar, katıla katıla gülmemizi sağlıyordu; ayıplamadan, kısıtlamadan.

     Gülmenin bulaşıcı etkisinden mi yoksa sihirli aynaların kerametinden mi? bilmem ama asık suratlı birçok insanın yüzünde bile tebessüm olurdu.

     Sihirli aynalar,  bizi güldürürken benliğimizi incitmiyor, örselemiyor, yargılamıyor ama dolaylı yoldan kendimize bakmamızı, kendi kendimizle alay etmemizi sağlıyordu. Sihirli aynalar, çeşit çeşit yüzümüzü, ifadelerimizi çekinmeden bize gösteriyordu. Aynalara yansıyan görüntülerimizle dalga geçtiğimizi düşünürken aslında farkında olmadan kendimizi alaya alıyorduk.

 

     Bu yüzden; fıkraları, esprileri, komikliği, mizahı güldüren sihirli aynalara benzetmişimdir.

 

     Türk halk mizahının, hicvin en önemli karakterlerinden, sihirli aynalarından biri de Nasrettin Hoca’dır.

     Hocanın fıkraları, 13. Yüzyıldan bu yana büyük bir coğrafyaya nüfuz etmiştir.  Fıkraları, kulaktan kulağa ağızdan ağıza nesiller boyu aktarılarak özünü kaybetmeden günümüze değin anlatıla gelmiştir.  Fıkralarının çağları aşan evrensel değerleri kapsaması onu zamanın, mekânın ötesine taşımıştır  Nasrettin Hoca’nın bilgeliği, kıvrak zekâsı, hazırcevaplığı, sağduyusu, espri kabiliyeti, sözü kullanma ustalığı ile bize ayna olmuştur. Gündelik hayattaki çarpıklıkları, insani ve toplumsal aksaklıkları hiciv ederken gülmecenin etkisini, komikliğin yumuşatma gücünü kullanmış; canımızı acıtmadan bizleri neşelendirerek incitmeden mesajlarını ustaca vermiştir.

     Fıkralarının özünde hiciv vardır. Eleştirel düşünceyi mizah ile yapmıştır diyelim ve Nasrettin hocamıza kulak verelim. Gülelim, gülerken düşünelim, düşünürken de eğlenelim ne dersiniz?

 

     Kazan öldü!

     Nasreddin Hoca, komşusundan bir kazan ister, bir zaman sonra güzelce temizler ve içerisine küçük bir tencere koyar, komşunun kapısını çalar.Komşu, kazanın içindeki tencereyi görünce şaşkın bir şekilde Hoca’ya sorar: Hocam, bu tencere ne? Hoca’da “Komşu, senin kazan hamiyleymiş, doğurdu” der!

     Hoca, komşusundan bir daha kazanı ister. Komşusu da memnuniyetle kazanı verir. Fakat aradan günler geçmesine karşılık Hoca kazanı bir türlü getirmez.  Komşusu Hoca’nın kapısı çalar: Hocam, bizim kazanı verir misin? Bu kez Hoca “Komşu, senin kazan öldü” der. “Yahu Hocam, hiç kazan ölür mü?” diyen komşusuna Hoca’nın cevabı ise çok manidardır;  Be adam, kazanın doğurduğuna inanıyorsun da öldüğüne neden inanmıyorsun?

 

     İnsanoğlu işine gelen çıkarımı tercih eder, onu savunur.

 

     Kırk yıllık sirke!

     Komşusu, Nasreddin Hoca’ya, “Hoca, sende kırk yıllık sirke olduğunu duydum. Doğru mu?” demiş.

     “Doğru” demiş Hoca!

      “Biraz versene, turşu yapacağım” der komşusu! Hoca, “Olmaz, veremem. Her isteyene verseydim kırk yıllık sirke olur muydu bende?”demiş!

 

     İnsanoğlu hayatta savurgan olursa mal mülk sahibi edinemez.

 

     Sana ne?

     Nasreddin Hoca,  kahvede otururken bir adam: Hocam, az önce buradan bir tepsi baklava götürüyorlardı. Hoca’nın cevabı umursamazdır: Giderse gitsin, bana ne elin baklavasından!

Bu sözün üzerine adam “Yok Hocam, baklava sizin eve gidiyordu” der! 

Hoca bu kez de;  “Be adam, giderse gitsin, bizim eve giden baklavadan sana ne?” diyerek adamı azarlar.

 

     Her şeyi gereğinden fazla merak etmeyeceksin, işin olmayan şeylere karışmayacaksın.

 

     Tabut

     Bir cenaze esnasında toplanan kalabalıktan bir sözcü Nasrettin Hoca’ ya sormuş:
Hocam cenazeyi taşırken tabutun neresinden gitmek lazım, önünden, sağından, solundan?

     Hoca cevap vermiş: Valla tabutun içerisinde olmada neresinde olursan ol.

 

     Dinle ilgisi olmayan saçma sapan sorulara kıvrak zekâsı ile böyle geçiştirir.

 

     Eşek okuma yazma öğrenir mi?

     Günün birinde Timur bir yıl içinde Nasreddin Hoca’dan eşeğine okuma yazma öğretmesini ister.  Nasreddin Hoca kabul eder. Hoca, Timur'un yanından ayrılıp mahallesine geldiğinde komşuları merakla sorarlar: Hayırdır Hocam, Timur'la neler konuştunuz?

     Hoca’da cevap verir: Timur emretti. Bir yıl içinde Timur'un eşeğine okuma yazma öğreteceğim!

     Komşuları da hocaya çıkışırlar: Hiç eşek okuma yazma öğrenir mi? Vah vah, bir yıl sonra kellen gidecek!

     Nasreddin Hoca hiçbir şey olmamış gibi komşularını teselli eder:  Boş verin komşular! Bir yıl sonrasına Allah kerim. Bu zaman içerisinde ya ben ölürüm, ya da Timur, belki de eşek!

 

     Bazı olayları zamana bırakmak acele etmemek gerekir.

 

     Ya tutarsa?

     Nasrettin Hoca’yı bir gün göl kenarında elinde bir bakraç yoğurtla meşgul görenler sormuş: Hocam, ne yapıyorsun? Hoca “Göle maya çalıyorum” diye cevap vermiş.

     “Hocam, göl hiç maya tutar mı? ” diye meraklarını açıklayanlara, Hoca; “Ya tutarsa?” demiş!

 

     Ne olursa olsun umudumuz kaybetmeyelim ve hiçbir zaman yüzümüzden gülümsemeyi de eksik etmeyelim.

     Esen kalınız…

 

 

 

Henüz Yorum Yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapmak İstermisiniz ?


Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
23/10/2021 , 12:40:49 Hit: 89
EDA TAŞKIN
23/10/2021 , 12:32:12 Hit: 89
NAİME BEKEN
22/10/2021 , 11:08:02 Hit: 89
EKONOMİ
22/10/2021 , 11:05:12 Hit: 89
SİYASET
21/10/2021 , 10:12:03 Hit: 89
SAĞLIK
20/10/2021 , 09:26:21 Hit: 89
GÜNDEM
 
Köşe Yazarları
Köşe Yazarları
1965 yılında İzmir doğdu. İlköğrenimini İnkılap ve Eşrefpaşa Ömer Lütfü Aka...
1973 yılında Turgutlu’da doğdu. İlköğrenimini Turgutlu’da ,orta ve lise öğr...
1972 yılında İzmir de doğdu.İlk ,orta ,lise ve üniversite eğitimini İzmir d...
Editörün Seçtikleri
Gaziemir'den Tüm Dünyaya Yerel Haberler. Bizi Aşağıdaki Sosyal Medya Hesaplarından Takip Edebilirsiniz.
Bizi Takip Edin